İşçi, iki heceli bir kelime…

Bizler onun içinde sakladığı acıları, mücadeleyi hiç düşünmeden ‘işçi’ der geçeriz.

Bilmeyiz ama işçilerin ilk tekerleği bulmaktaki amacı, işlerini kolaylaştırmaktı.

Haklarını, emeklerini, alın terlerini alabilmek için bile yıllardır, hatta yüz yıllardır,

Canlarını verdiler…

Oysa onlar bir tek şey istiyorlardı;

Bedenlerinin yorgunluğunu haklarını alarak dinlendirmek…

İçleri rahattı zira hak ettiklerini kendileri çok iyi biliyorlardı.

Bilmeyenlere de anlatmak için 19. yy’ın ikinci yarısından bugüne,

Türkiye’de mücadele veriyorlar.

Birleşerek haklarını aradıklarında,

Birçok işçiye en ağır para ve hapis cezaları getirildi!

İttihat ve Terakki yönetiminin, insanları baskı altına alma çabası

Günümüzde hala devam eden hak alma mücadelesi…

Peki bu ısrarcılık neden?

Emeklerinin karşılığını almak istemelerinden neden bu kadar korkuluyordu?

Ya da neden; insanların haklarını vermemek için bu kadar diretiliyor?

Emekçi olmak dünyanın en zor uğraşını vermek demek iken,

Hak ettikleri değeri göremedikleri gibi

Hak ettiklerini alıp alamadıklarını umursamadık çoğumuz.

Ta ki onlar seslerini duyurmaya çalıştıklarında fark ettik.

İşte o zaman,

Susturmak için hiçe sayıldı canları!

Birçok işçi canıyla ödedi, alabilmek için hak ettiği hakkını!

Oysa onlar sadece haklarını istememişler miydi?

Yıpranan bedenleri hak ediyor muydu bu kadar haksızlığı!