Hayrettin Yıldırım Yazar
Hayrettin Yıldırım Yazar

Asırlardır tartışılan bir konu var;

Sanat, sanat için mi; sanat, toplum için mi yapılmalı?

Buradan çıkışla,

Ben de soruyorum anasını satayım;

Siyaset ne için yapılmalı?

Rant kaygısı ve kişisel çıkarlar için mi?

Halkın refahı, huzuru için mi?

Son günlerde Aliağa’da yaşananlar aklıma deli sorular getiriyor!

Kıskaca alınmış bir belediye var ortada.

Büyükşehir Belediyesi, Aliağa Belediyesi kendisinden farklı bir siyasi partiden diye Aliağa’ya çivi çakmak bile istemiyor.

Bu ülkenin vatandaşları, bu şehrin vatandaşları Aliağa’da yaşamıyor sanki,

Aliağa İzmir’in değil de Ankara’nın bir ilçesi sanki…

Seçmen kitlesinin birinci çıkardığı parti, Büyükşehir Belediyesi’nin partisi değil sanki!

Öte yandan, Aliağa’nın hükümetten de gerekli desteği alamadığı aşikar.

Belediye, belediye değil, cadı kazanı sanki mübarek!

Meclis üyesi çoğunluğu muhalefet partilerden oluşunca, varlık içinde yokluk yaşanılıyor.

Muhalif olmak, sanırım doğru tanımlanmıyor.

Muhalif olmayı, engellemek olarak algılayan siyasi beyinler  çok daha ileri gidecek Aliağa’nın,

Önünde bir engel, bir set adeta…

Beyler,

Hanımlar,

Bakın size bir hikaye anlatayım;

Süveyş Kanalı’nı, dönemin İngiliz hükümeti, Almanlardan ve Mısırlılardan ele geçirdiğinde,

Meclis tatildeydi.

Tatil sonrası meclis açılışında, hükümet Süveyş Kanalı’ndaki başarısını anlatınca,

Başta muhalifler olmak üzere tüm meclis ayakta alkışladı.

İşte toplum adına, halk adına, acımasızlığı tartışılmaz olan İngiliz Parlamentosu’nun muhalefet anlayışı.

Siyaset anlayışı.

Kısaca muhalefet olmak, istemezükçü olmak demek değildir.

Siz böyle yaparak, aslında önce kendinize, sonra siyasi partinize, uzun vadede de gelecek kuşaklara

Zarar veriyorsunuz.

Deli sorular demişken, birkaç deli soru soralım mı?

Çaltıdere Köyü’ndeki satışa muhalefet karşı…

Bazı gazeteler ve haber portallarında, feveran ediyorsunuz!

Gerçek derdiniz ne?

Kulağıma gelen dedikodular , Aliağa Belediyesi’nin iki aydır, personeline maaş ödeme sıkıntısı çektiği yönünde.

Şimdi tam da burada, dedik ya deli sorular,

Şu mu yapılıyor acaba?

Bu satış gerçekleşirse, Aliağa Belediyesi’nin kasasına 16 milyon liraya yakın bir para girecek.

O para da, belediyeyi rahatlatacak.

Personelin maaşı ödenecek, hizmetlerde olan aksamalar ortadan kalkacak.

Şimdi bu feveranın altında yatan sebep bu mu diye düşünüyorum.

Eğer bu ise eyvah eyvah!

Muhalefet, 2019 planlarını, emekçi kardeşlerimizin maaşlarının ödenememesi durumunda, isyan ettirme hesapları üzerine mi yapıyor?

Evine üç kuruş helal ekmek götürmek isteyen kardeşlerimin, ekmek götürememelerine mi bağlıyor?

İş aştır, aş da namustur beyler.

Aş ile yani namus ile oynanmaz.

Çaltıdere Köyüne gittim, köylülerle görüştüm.

Muhalif partinin yetkilileri, köylüye gerçeği anlatmak yerine, öyle şeyler anlatmış olacak ki, o masum temiz köylüm, konuşurken üzüldüm.

Mesela, bir partinin yönetim kurulunun üyelerinin de içinde bulunduğu, köylü amcalara söz konusu arazinin dönümünün yani 1000 metrekaresinin 25 TL’ye satıldığı ve bu yanıyla peşkeş çekildiği anlatılmış olacak ki, gerek o muhalif partinin yetkilisine ve köylere bu konuda asıl gerçeği söyletemedik.

İnandırılmışlar.

Bir yaşlı amca şöyle dedi, ‘Burayı bir yandaşa peşkeş çekiyorlar çünkü termik santral yapacaklar.’

Dedik ki; ‘Bunun için cins tahsisini değiştirmek gerekir. Kaldı ki bu arazinin yüzde 60’ı birinci derece arkeolojik sit.

Şimdi bunu, köylüye anlatanlar, ENKA Holding’in termik santral yapmak için aldığı arazinin, bir kısmı birinci dereceden arkeolojik sit olduğu için, yapamadığını bilmiyorlar mıydı?

Tabi ki biliyorlar…

Aklıma gelen son deli soruyu soruyorum;

Bütün bu olanların altında, muhalefet olmaktan ne anladığınızı anlayamadım!

Hadi bir söyleyin de, öğrenelim.

2019’da Belediye Başkanı olma hevesleriniz için mi, yoksa bölgedeki yatırımlarınız için yani kişisel rantınız açısından tehdit gördüğünüz için mi?

Yahut;

Vatan

Millet

Sakarya İçin mi?

Hele bi deyin de öğrenek!