Başkan ACAR ’ın Yaptığı İşçi Kıyımı mı?

Babamın rahatsızlığı dolayısıyla özellikle son 3,5 ayın tüm mesai günlerini hastanelerde geçirdim.

Gündemden kopmamak adına da her bulduğum fırsatta Aliağa’da neler oluyor?

Gerek telefonla, gerekse gazeteler ve sosyal medya üzerinden takibe aldım.               

Aliağa’da dün gene Belediye’den çıkarılan işçiler ile alakalı basın açıklaması vardı.

Toplam işten çıkarılanların sayısı 187 ye ulaştı.

İşte zurnanın zırt dediği yer burası.

Adamlar işten çıkarılmışlar, ekmeğinden olmuşlar.

Eylemlere bakıyorum 15-20 kişi var.

Hadi sağdan soldan duyarlılık gösterip gelen ya da sadece merakını gidermeye gelenleri de sayarsak rakam maksimum 25- 30 kişilik gruplar halinde gerçekleşiyor.

Aklıma deli sorular gelemeye başladı.

Niye eylemler bu kadar sönük geçiyor?

Niye emek haklarını savunmak adına eylemlere katılmıyorlar.

187 kişi eşleri ile 374 kişi eder.

Ortalama bir çocukları olsa sayı 561 kişi yapar.

Abi nerede bunlar?

Eylem çadırına gitmek yerine niye sadece sosyal medya da birilerini suçlayarak bir şey yaptıklarını düşünüyorlar.

Hak, emek derken, aslında hak etmeden aldıkları emek karşılığı durumu mu söz konusu.

Şöyle mi diyorlar acaba (gitmeyen çoğunluğun ciddi bir kısmını kastediyorum) “buraya kadar mış.

Zaten hak ettiğimizin üzerinde bir maaş alıyorduk. Elbet bir gün, hele de ülke bu tür ekonomik anlamda bunalımdayken tasarruf tedbirleri uygulanacaktı.  O gün geldi” mi diyorlar.

Bilenler bilir, Aliağa’da gazetecilerin uğrak yeri “ENDER ÇAY OCAĞI”nı.

Yolum Ender ağabeyimin çay ocağına düştü.

Gazetecilerin bir kısmı orada.

Hoş beş den sonra işçi eylemlerinde ciddi mesai harcayan bir gazeteci arkadaşıma tüm bu soruları sordum.

Ayrıca CHP’den aday adayı olanlara ve geçtiğimiz yerel seçimde CHP’li olup ta CHP adayına oy vermediklerini düşündükleri seçmene eleştirileri sordum.

“Abi niye gitsin insanlar dedi.

Geçenlerde burada işten çıkarılanlardan birileri eşleri ile oturuyorlar.

Niye buradasın kardeşim? Al eşini git Demokrasi Meydanına.

Yok, bunu yapmak yerine sosyal medyadan klavye şövalyeliği yapıyor.

Sen hakkını aramazsan senin hakkını kimse aramaz” dedi.

Söylenenler doğru galiba dedim. Olmasaydı herkes orada yerin alırdı.

Bir an sessizlik oldu.

Gazeteci cevap vermedi.

Sendikal güçlerin en donanımlı olduğu yerlerden biri Aliağa iken sendikalar laf ola beri şeklinde eylem yapıyorsa.

Sosyal bilinci yüksek bir İlçe olan Aliağa’da halk bu kadar tepkisiz kalıyorsa.

Mağdur edildiği öne sürülen ortalama 561 kişinin neredeyse tamamına yakını tepki koymuyorsa

Aliağalının gündeminde bu konu yoksa.

İster istemez soruyorum kendime.

Bu konu özellikle sosyal medya da ve afişlerde yazıldığı gibi

Serkan Acar’ın yaptığı işçi kıyımı mı?

Tasarruf tedbirleri gereği aynı işi üç de bir fiyatına mal ederken

Hizmet alımından ortaya çıkan gereksiz gördüğü yüksek hizmet alım bedelinden vazgeçmesi mi?

Belediye bütçesinden aslında bir deliği tıkamak mı?

Şimdi biliyorum.

Bu yazının altına yapılacak yorumlarda önce beni “o” cu “bu” cu ilan edecekler.

Ardından “işte efendim şu tür yolsuzluklar yapılıyor, niye yazmıyorsun” diyecekler.

Bu tür iddiası olanlara varsa elinizde belgeniz işte orada savcılık.

Açın davayı, takip etmeyen sonuna kadar gitmeyen

Kendi adıma söylüyorum namerttir.

Tüm bunları niye mi kaleme aldım.

Görünen o ki; Aliağa’da bir delinin kuyuya taş atıp, kırk akıllının da o taşı çıkarma devri bitiyor.

Halk nerede, nasıl duracağını iyi biliyor.

Kalın sağlıcakla..