Hayrettin Yıldırım Yazar
Hayrettin Yıldırım Yazar

Dün, yani 20 Ağustos 2017 Aliağa Belediye Meclisi olağanüstü toplandı.

Tek madde görüşülüyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Çaltıdere’de satışa çıkan araziye talip olması konuşuluyor.

Başkan Acar o bölge ile ilgili hayallerini ve çalışmalarını kısa bir sunumla anlatırken salonda çıt çıkmıyor.

Sessizlik sürerken aklımdan geçenler şöyle; “Şimdi sunum bitince kesin ayakta alkışlanacak ve hadi bakalım, başlayalım” diyecekler.

Olmadı.

Çok geçmedi birkaç dakika sonra (Şoför atladı, lastik patladı gibi mazeretler) üst üste gelmeye başladı.

Ak Parti satışı engellemek adına dik duruş sergilerken, CHP grubu olur ama ‘hık mık’larla söze başladı.

‘Şeyyy, Aziz Kocaoğlu  burasını alır ancak küçük hissedarın hissesini, Aliağa Belediyesi alıp tek parça olarak bize satarsa…’

Bu ne demek biliyor musunuz?

Talip olurken böyle bir gerekçe sunmamıştınız, hani gazetelerden, hani sosyal medyalardan…

‘Satılacaksa biz alalım’ diyordunuz.

Başkan Acar, bu teklifinize ‘tamam’ dedi.

İş ciddiye binince mehter takımı gibi iki ileri bir geri manevralar başladı.

Toplantı bittikten sonra kulis konuşmalarını takip ediyorum.

İzlerken Eyvah eyvah!

Aliağa’yı kimlerin nasıl yönetmeye çalıştığını çok net gördüm.

CHP meclis üyeleri toplu dolaşıyor, her gördüğü partilisine kaybettiği oyuncağını tekrar bulmuş çocuk edası ile eğleniyor ve ‘hayır dedik’ diyor. Büyükşehir almıyor diye sevinç naraları atacaklardı neredeyse.

Evime giderken kendi kendime;

‘Ya Serkan Acar ne günah işledin de böyle bir meclis yapılanması ile Başkan oldun’ diye sordum üzüldüm.

Gördüğüm genel tablo Aliağa’yı marka kent yapmaya çalışan bir başkan.

Karşısında da sana bunu nahh! Yaptırırız diyen bir meclis yapılanması.

Şimdi bu gözlemlerim, üzülmelerim muhtemelen işine gelmeyenler tarafından beni Serkan Acar’cı ilan ettirecek.

Bu dediğiniz olur mu bilmiyorum (büyük konuşmamak lazım) lakin bildiğim bir şey var o da;

Zaman beni sizlerin tarafına asla itmeyecek.

Sizin derdiniz hala memleket sevdasıysa da, yaptıklarınız, söylemleriniz ve icraatlarınız bunun tam aksini gösteriyor, bilin istedim.

Niye olduğunu da size şöyle açıklayayım;

Bir önceki köşe yazımda “AH ÖZCAN DURMAZ AH”  dün akşam olacakları biliyormuşum gibi sıralamıştım. Meclis toplantısında direk söylenmeyen neydi biliyor musunuz?

Bakın söyleyeyim; ‘Yok ya, sana iş yaptırmayacağız Serkan Acar. Şurada seçimlere ne kaldı ki. Çaltıdere cazibe merkezi olursa, Aliağa marka kent olursa, senin elinden Belediye Başkanlığını nasıl alacağız? Yok öyle yağma, süreni doldur git, yeter!”  Direk söylenemeyen fakat yapılan her hareketin alt yazısında okunan bu cümlelerdi.

Yazık, çok yazık’

Böyle davranarak Aliağa’ya, gelecek kuşaklara kötülük yapıyorsunuz.

Kendinize yazık ettiğiniz açıkça ortada.

Yapmayın beyler, hanımlar.

Halkın zekâsını hafife almayın.

Söz konusu yerin hemen karşısındaki,  3-5 yıl önce Belediye arazileri, yüzlerce dönümü metrekaresi 2-3 liradan gitti, sesiniz soluğunuz çıkmadı. Bu gün haraç mezat edebiyatı yapıyorsunuz.

Bu halk size sormayacak mı, o zaman ki satışlar değerinden mi gitti?

Öyle diyorsanız 3-5 yılda ne değişti de şimdi böyle düşünüyorsunuz?

O arazileri gerçekte haraç mezat kimler aldı?

O gün gıkınız bile çıkmazken, şimdi nedir bu feveran demeyecek mi bu halk?

Diyecek tabi!

Deyince sizi nereye koyacak bir deyin hele.

Bir şeyi atlıyorsunuz;

‘İş yapacağım, halkımın refahını yükselteceğim’ diye gözünü karatmış bir Serkan Acar var.

Gelişimin önünü tıkamaya çalıştığınızı da halk görmeyecek mi sanıyorsunuz?

İşte asıl korktuğunuz şey, o gün başınıza gelemeyecek mi?

Böyle devam ederseniz şimdi söylüyorum;

Bu sözümü unutmayın!

2019 da Belediye Başkanınız Serkan Acar.

Parti içi çalışmalarınızı hızlandırın, meclis üyeliği için üst sıralarda yer kapmaya bakın.

Başarıdan beslenin.

Beslenin ki; halkta vefa duygusu uyandırın.

Oysa sizler Belediye Başkanı ve ekibini başarısızlığa uğratmak, dolayısıyla Aliağa’yı ileri değil geri götürmek üzerine kurmuşsunuz kendinizi…

Öyle değilseniz de, maalesef verdiğiniz görüntü böyle.

Uzun sözün kısası; hem kendinize, hem de Aliağa’mıza haksızlık etmeyin.

Pöh mü?

Siz bilirsiniz!

2019 Mart’ına çok kalmadı.

Bu halk keser saçınızı, döker önünüze…

Hep beraber görürüz ak ile karayı…